Ad astra per aspera... Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, nesiller ...
"Bizge vacip olğan – soñki nefeske qadar millet ve yurt oğrunda ğayrettir." İsmail Bey Gaspıralı

22 Nisan 2018 Pazar

Dünyanın En İyi 10 Öğretmeni Arasında Bir Türk


Dünyanın En İyi 10 Öğretmeni Arasında Bir Türk
''Kendi öğretmenliğinizi büyütürken projenizi de büyütüyorsunuz. Bu proje neredeyse benim öğretmenliğim ile aynı yaşta. ‘Bana Bir Masal Anlat Baba’ projesini sihirli bir değnek olarak görüyorum, dokunduğu hayatlarda değişimler yaratıyor.'' Küresel Öğretmen yarışmasında ‘Yılın En İyi 10 Öğretmeni’nden biri seçilen Nurten Akkuş, projelerini, yarışmanın detaylarını ve o süreçte yaşadıklarını anlattı.

Eğitim alanının ‘Nobel ödülü’ olarak sayılan ‘Küresel Öğretmen’ yarışmasında ilk defa bir Türk öğretmen ‘Yılın En İyi 50 Öğretmeni’ arasında gösterildi ve 10 finalist arasında kalarak ‘Yılın En İyi 10 Öğretmeni’nden biri olarak seçildi. Ülkemize bu güzel gururu yaşatmış olan Nurten Akkuş, projelerini, yarışmanın detaylarını ve o süreçte yaşadıklarını bizler ile paylaştı. Akkuş, Türk bayrağını gurur ile taşıdığını söyleyerek diğer öğretmenler ile etkileşimde bulunduklarını belirtti. Ülke olarak eğitim alanında güçlü yanlarımızın olduğunun altını çizdi.

Önce sizi tanıyalım. Neden öğretmenliği seçtiniz?

Samsun-Çarşamba doğumluyum. İlköğretim, ortaokul ve liseyi burada tamamladım. Ailem ve öğretmenlerim sayesinde dopdolu bir çocukluk dönemi geçirdim. Ardından 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesi’ne devam ettim. Okulu ikincilik ile bitirerek, Samsun’un Asarcık ilçesinde köy öğretmeni olarak göreve başladım. Daha sonra Bayburt’ta da köy öğretmenliği, Ayvacık’ta da kurucu müdür olarak görev yaptım. Şimdi de idareci olarak bu okulda devam ediyorum.

Artık Dünya Çapında Uygulanan Bir Proje

Sabancı Vakfı’nın “fark yaratan projeler”inde yer alan ‘Baba Bana Bir Masal Anlat’ın detaylarından biraz bahsedebilir misiniz?

Bu projeye çok önceden başlamıştım, sadece oluşturmak için küçük bir kıvılcım gerekiyordu. Üniversite yıllarımda babalar üzerine makaleler okuyordum, baba konusunda araştırmalar çok kısıtlıydı. Daha sonra babaların çocuklarının hayatları üzerindeki etkilerini konu alan bir makale ile karşılaştım, beni çok etkiledi. Kafamın bir tarafında yer edindi ancak bu konu ile ilgili proje geliştirmeyi düşünmemiştim. Yaşam ile iç içe olan köy öğretmenliğinin bana katkıları çok fazla oldu. Ayvacık bölgesinin ilk anaokulunun kurucu müdürü olmak çok zor, çünkü kırsal alanda çok insana hitap etmeniz gerekiyor.

Kırsal Bölgelerde Yeni Süreçler Başlatmak Zor

Ben okulun kırsal bölgede olmasının çocukları hiçbir şeyden mahrum etmemesi gerektiğine inanıyordum. Bu yüzden imkânlarımızı geliştirmeye çalıştık. Süreçlere aileleri dâhil etmem gerekiyordu, toplantılar gerçekleştirdim. Ancak toplantılara hep anneler geliyordu; babalar gelse de annelerin kalabalığından ‘hocam bana ne yapmam gerektiğini söyleyin, gideyim’ diyorlardı. Bu düşünceler de beni üzüyordu, çünkü öğretmen olarak elinizden geleni yapmak istiyorsunuz. Kırsal bölgede bir değişim yaratmaya çalışıyorsunuz ve erkek modeller ortada yok. Ne yapabilirim sorusuyla bu projeyi buldum, öğretmen arkadaşlarımla paylaştım. Bütün babaları okula tek tek davet ettik. Projenin Türkiye’de bir örneği olmayınca ilk başta kabul etmediler. Kırsal bölgelerde yeni süreçleri oluşturmak daha zordur. Listede son bir babamız kalmıştı, kabul etmez diye düşünüyordum. Fakat teklif edince kabul etti ve çok mutlu oldum. Sınıfa gelerek ilk defa böyle bir deneyim yaşadı.

Babalar ile Çocuklar Arasındaki İletişim

Proje kapsamında babalarımızın görüşlerini almak için önce “nasıl hissediyorsunuz, nasıl bir sürece giriyorsunuz, beklentileriniz nedir, sınıf içerisinde neler ile karşılaşmayı bekliyorsunuz” diye sorarak ön değerlendirmeler yaptık. Babalar önce kendi veya bizim seçtiğimiz bir hikâyeyi sınıfta okuyor, sonra soru-cevap bölümüne geçiliyordu. Ardından da hikâyeye uygun kostüm giyerek dramasını gerçekleştiriyorlardı. Böylece babalar, çocuklar ile bir saat boyunca çok güzel vakit geçirdiler. Babaların çocuklar üzerinde ne kadar önemli bir rol oynadığı göstermek ve farkındalık yaratmak için projenin adını ‘Baba Bana Bir Masal Anlat’ koyduk. Bu projenin altyapısında dedeler, amcalar, abiler ve dayılar da var. Çocuklar kimleri masal kahramanı olarak seçtiyse biz de onları okulumuzda ağırlıyoruz. Bu çalışmamız artık dünya çapında uygulanacak bir proje haline geldi.

Küresel Öğretmenler’in geçen seneki birincisi, bu sene ilk 50’ye seçildiğimde ve cv’mi okuduğunda bana mesaj atmıştı. Daha sonrasında çok desteğini gördüm. Bu projeyi Kanada’da yaygınlaştıracağını söyledi. Daha sonra Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bir öğretmen arkadaşımız da projemizi kendi ülkesinde uygulamak için altyapısını yapacağını söyledi. Bundan sonraki süreçlerde de projemizin dünya çağında yaygınlaşacağını düşünüyorum.

Sihirli Değnek Gibi Dokunduğu Hayatları Değiştiriyor

Projeniz dünya çapında diğer öğrencilere yayılıyor, nasıl hissediyorsunuz?

İnanın harika bir duygu, kendi öğretmenliğinizi büyütürken projenizi de büyütüyorsunuz. Bu proje neredeyse benim öğretmenliğim ile aynı yaşta. ‘Bana Bir Masal Anlat Baba’ projesini sihirli bir değnek olarak görüyorum, dokunduğu hayatlarda değişimler yaratıyor. Bu çalışmayı seviyorum çünkü insanların hayatlarına dokunan ve geleceğe iz bırakacak bir proje. Annelerin ön planda olduğu eğitim sürecini değiştirip babayı ön plana çıkarıyorsunuz. Bunu yaparken de onlara ‘sizlere çok ihtiyacımız var’ mesajını veriyorsunuz. Alt yapısı çok güzel bir proje, kırsal bölgede bir baba ile başlattığımız bu projenin Türkiye çapında yaygınlaşması ve dünya çapında talep görmesi beni çok mutlu ediyor. Bunların dışında başka alanlarda da, mesela kadın ve yaşlılar üzerine de projelerim var.

Bayrağımızı Gururla Taşıdım

‘Küresel Öğretmen Ödülü’ yarışmasında ‘Yılın En İyi 50 Öğretmeni’ arasına seçildiniz. Daha sonra ‘Yılın En İyi 10 Öğretmeni’ arasında gösterildiniz. Bu da Türkiye için bir ilk oldu. Bu süreç sizin için nasıl gelişti?

Geçen yılın birincisinin videosu sürekli dönüyordu, ben de merak edip araştırdım. O da zor bir ortamda öğretmenlik yaptığını söylemiş, kutuplara yakın bir yerde öğretmenlik yapmıştı. Videoyu izlediğimde Bayburt günlerim aklıma geldi. Çünkü -32’leri bulan soğuklarımız oluyordu, öğrencilerimiz kar kış demeden çok zor şartlar altında okula geliyordu.

Bir gün kimseye haber vermeden başvuru yaptım. Çok kısa bir zaman içerisinde de yaklaşık bir buçuk- iki ay gibi süre sonrasında ‘Yılın En iyi 50 Öğretmeni’ seçildi. Adaylar arasında en çok izlenen video ise Türkiye’nindi. Daha sonra Bill Gates 14 Şubat günü finalistleri açıkladı. Bill Gates’in adını duyunca zaten çok mutlu oldum. Yarışma 18 Mart’ta final yaptı, finale kadar Türk bayrağımız hep oradaydı. Yarışmaya dünyaca ünlü isimler, eski ve yeni başkanlar geldi. Türk bayrağını orada gurur ile taşıdım. Orada tek Türk öğretmeni bendim, yoğun ilgi ile karşılandım. Her zaman gurur ile tişörtümü giyiyor, bayrağımı açıyordum. Zaten yanımda da bayrak getirmiştim. Beni görenler ise ‘Türk öğretmen burada, fotoğraf çekilelim’ demeye başlamıştı. Bizler için güzel bir süreçti; ilk defa bir Türk öğretmenin adı zikredildi ve bayrağımız orada ilk defa açıldı.

Güçlü Yanlarımız Var

Küresel öğretmen platformundaydınız, Türkiye’deki eğitim sistemi ile dünyadaki eğitim sistemi üzerine bir değerlendirmeniz oldu mu?

Konuşma imkânımız oluyordu, orada bulunan öğretmenler kendi bölgelerinde bir etki yaratabilmiş öğretmenlerdi. En iyi 50’ler ve en iyi 10’lar da oradaydı. Birçok ülkenin ciddi sıkıntıları olduğunu gördüm. Zorluklar sadece Türkiye’de yok, bu yüzden ülke olarak dezavantajlı değiliz. Aksine çok iyi olduğumuz noktalar var. Bölgesel olarak farklılıklarımız var ama bölgesel olarak büyük başarılarımız da var. Düşünün, geçen sene dünya birincisi Kanada’dan çıkmıştı ve çok zor şartlar altında öğretmenlik yapan biriydi.

Öğretmen Yaşadığı Bölgeyi Değiştirmeli

‘Oyuncak kumbaracı’ projeniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Benim her yıl planladığım ve uyguladığım bir projem vardır. Oyuncak kumbarası da onlardan biriydi. Türkiye çapında başlattığımız bu proje ile dezavantajlı bölgelerdeki çocukların daha iyi şartlarda eğitim görmesini sağlayarak, empati duygumuzun artmasını hedefledim. Köy okullarımızın eksiklerini öğretmenler ile tespit ettik. Projemiz Türkiye’de çok ilgi gördü.

Benim için öğretmenlik hayata dokunabilmek… Sadece kendi öğrencilerimi düşünmüyorum, ne kadar çok öğrenciye dokunabiliyorsam, o kadar çok mutlu olabiliyorum. Samsun Gençlik İl Spor Müdürlüğü bu projemizi çok destekledi. Daha sonra Türkiye’de ilk çoklu zekâ oyun salonunu açtık. Okul öncesi eğitim denince yanlış anlaşılmalar olabiliyor. Mesela; çocuklar sadece oyun mu oynuyor, resim mi yapıyor gibi… Bunlar bizim amaçlarımıza götüren temel taşlar, çocuklar oyun da oynayacak, resim de yapacak. Bu araçlarımız ile okul öncesi eğitimi yaygınlaştıracağız. Okul öncesi eğitimde bir öğretmenin çocuk üzerinde etkisinin önemli olduğunu vurgulayan çalışmalar gerçekleştirdim. Bir öğretmen sadece öğrencilerini değil, yaşadığı bölgeyi de değiştirmeli. Bu yüzden her yıl mutlaka sosyal ve eğitim üzerine bir projem vardır.

Sürecin İçine Toplumu Dâhil Etmek Gerekiyor

Kadına ve yaşlıya yönelik projelerim de var demiştiniz… Bu kadar çok sosyal sorumluluk projesi üretmeye ve duyarlı olmaya nasıl başladınız?

Öğretmenliğe köy okulunda başlamam benim için büyük bir avantajdı, bazılarına göre dezavantaj olabilir. Okulu ikincilikle bitirdim, bilgiyi paylaşmayı çok önemsiyorum. Köy okulunda toplumun hayatına dokunmanın bilgi kadar önemli olduğunu öğrendim. Buralara geldiğinizde anaokulunda bir vizyon hazırlamanın, toplumsuz olmayacağını, bunun için de bir farkındalık oluşturmak gerektiğini anlıyorsunuz. Sürece toplumu dâhil etmeniz lazım. Burada bir aile ortamı var; yeri gelir dertlerini dinleriz. Aynı zamanda ilçemizin tanıtımı ve geliştirilmesi için de kaymakam ve belediyeler ile işbirliği içerisinde projeler gerçekleştirdik.

“Dünyanın En İyi 10 Öğretmeni Arasında Bir Türk”, Kitabın Ortası, sayı 13.

Röportaj: İbrahim Dizbay

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder

En Popüler Yayınlar

Total Pageviews


Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!... İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar. Yahya Kemal Beyatlı
"Tatmin eden övgü ve sövgü sizin olsun, idrâk veren bilgi bize yeter." Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu

"Erdemlerin en büyüğü bilimdir. İnsanlar erdem sahibi olmazsa, şehir ve yöneticiler de erdemli olmaz."
Farabi, Erdemli Şehir

"Taşköprülüzâde, 'İlim aklın ibadetidir' diyor. Biz ibadetimizi yapacağız, aklımızı kullanacağız, yola çıkacağız ve düşüneceğiz"
Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu

"Bir elma ağacı elmayı veriyor. Ama onun içine yeni bir elmayı büyütecek çekirdeğini de koyuyor. Eğitim böyle olmalı."
Sâmiha Ayverdi

“İlim ve marifet pek yüksek bir şey olmakla beraber lâfta ve kuvvede kaldıkça veya fiilde hilafı tatbik olundukça beyhude bir ibtilâdan başka bir şey değildir.”
M. Hamdi Yazır

"Eğer fikir aşılayabileceğiniz okurlarınız yoksa, işine dört elle sarılan entelektüelleriniz de olmaz."
Jürgen Habermas

“Kırk sene öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girdimse sınıfa da öyle girdim.”
Nurettin Topçu

"Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma: Önce senin ellerin kirlenecek. "
Tolstoy

"Bin kılıçka, bir kalem daim galiptir!"
İsmail Bey Gaspıralı

"Kap dolunca taşar. İnsan, ilmen ve fikren olgunlaştıktan, belli bir seviyeye eriştikten sonra (hâliyle veya kâliyle) dolu (denizden damla), aksi takdirde boş (havadan) mesaj verir."
Prof. Dr. Bedri Gencer

İhsan Fazlıoğlu Dersleri

Blog Archive

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Translate

ŞEHİTLERE VEFA!

ŞEHİTLERE VEFA!
"Bebem anasız büyür, Vatansız büyüyemez!" Nene Hatun

Link list 3

Blog Archive

Rusça-Türkçe Çevİrİ Hİzmetlerİ