"Bizge vacip olğan – soñki nefeske qadar millet ve yurt oğrunda ğayrettir." İsmail Bey Gaspıralı

16 Ocak 2018 Salı

Niğde'den Güzel Duygularla...

Sabahın erken saatlerinde Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi 'ne gün doğarken...

Yağmurlu bir Niğde sabahında Ömer Halis Demir Üniversitesi'nin kampüsünde minik bir tur atma imkanım oldu... Gün geçtikçe gelişen ve büyüyen bir üniversite havasını solumak ülkemiz adına umut vericiydi...

Akademimizin değerli isimleri ile tanışma fırsatını yakalarken sorulan sorulara cevap verme heyecanı da üst düzeydeydi... Günün sonunda akılda kalan tek şey ise öğrenecek çok şey olduğuydu...

Şehrin çeşitli noktalarında Şehit Ömer Halis Demir'e ait izler o melun geceye milli bir direnişin sembolü olarak tüyleri ürpertmekteydi...Mezarını ziyaret etmek için önce Bor ilçesine gitmek oradan da ayrı bir vasıta kullanmak gerekmekteydi. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un dediği gibi:
"Allah bir daha bu millete bir İstiklâl Marşı yazdırmasın!.."
Share:

Yeni üniversite ve akademisyen anlayışı...

Sosyal medyada tartışılan konulardan bir tanesi de akademi, akademyanın günümüzdeki durumu...Yeni üniversite ve akademisyen anlayışı...

Hamaset ve kutuplaştırıcı tartışmaları bir kenara koyarsak, oldukça verimli tartışmalar da sosyal medya sayfalarında akmaya devam ediyor. Günümüzde bir akademisyenin sahip olması gereken özellikler konusunda oldukça sağlıklı tespitler yapılmakta sosyal medyada. 

Akademisyenin ne olması gerektiğini anlatan en değerli ifadelerden bir tanesi Prof. Dr. Selahaddin Turan hocamızdan geldi: 

"Akademisyenlik; bir ünvan, bir makam, bir kariyer, bir memurluk icrası değil, evrensel ölçütlere dayalı ‘bilim üretebilme’ kapasitesine sahip 'SAYGINLIK' mesleğidir."

Aynı şekilde bu "saygınlık mesleği"nin üniversitenin dört duvarı arasında sığamayacağına dikkat çekilen  Saadet Zen'e ait şu ifadeler de konu hakkında önemli düşüncelere sevk ediyor:

"Üniversite, akademinin bir parçası ama tamamı değil. Nitelikli araştırmacı neredeyse, akademi orasıdır. Belki bugünkü sosyal araçlar bizi yeni türden bir akademiye götürüyor?"

Bu durumda çağımızda yaşanan değişimler eşliğinde akademyanın yeniden tasarlanması ve yeni bir zihniyete sahip olunması gerekiyor...

***
Devam edilecek...
***





Kaynak:
Twitter, twitter.com
Share:

14 Ocak 2018 Pazar

Yerlilik ve Millilik Tartışmasında İnce Bir Nüans


Yerlilik ve millilik üzerine yapılan çeşitli tartışmalar gündemde yerini almaya devam ediyor. Konu  hakkında Twitter üzerinden açıklama yapan Prof. Dr. Hilmi Demir hocamızın tespitleri oldukça dikkat çekici görünüyor:

"Yerli ve Milli olmayı kalitesizlik, niteliksizlik, içe kapanma ve dünyadan habersiz olmak şeklinde göstermek için özel bir gayret var. Oysa Türk Milliyetçiliği milliliği, bir ayağını bu topraklara basarken diğer ayağıyla da evrensel değerlere yolculuk etmek olarak anlar."

"Alparslan Türkeş'in dokuz ışığından ikisi "ilimcilik ve gelişmecilik"tir. Milliği ve milli olmayı dil bilmeme, dünyayı tanıma ve akademik yetersizlik olarak göstermek kabul edilemez."

"Millilik bu ülkede Türk entelektüellerinin yüzyıllık kavgasıdır. Milli olmak bilimde, sanatta, felsefede, mimaride ve düşünce evrensel eserler var etme kavgasıdır."

Şeklinde görüşlerini ifade eden Prof. Demir, açıklamasında yaşanan süreçte bazı kişilerin sadece makam için bu ifadeleri kullandığını ifade ederek, bu vahim hatanın asıl kaygı olan millilik davasına asla zarar veremeyeceğine dikkat çekmektedir. Demir, açıklamasında yabancı dilde eğitime karşı olduğunun altını çizerken, bu karşıtlığının yanında "...bir akademisyenin çalıştığı alanla ilgili literatürü Batı ve Doğu dillerinden anlayacak kadar okuyamamasına da..." aynı biçimde karşı olduğunu belirterek  yabancı dilin akademisyen için ne kadar önemli bir husus olduğuna işaret ediyor. Hocamız, yabancı dil bilmemeyi ise şu cümlelerle eleştiriyor: "Dünya bu kadar hızlı değişiyorken akademisyenin kör olması gibi bir şey bu."

Yaşanan bu tartışmaları görünce aklıma yıllar önce Aksaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde bir hocamızın hatırlattığı merhum Alparslan Türkeş'e ait olan söz aklıma geliyor: "Ülkemizdeki her insan dünyayı daha iyi anlamak için en az bir Doğu ve bir Batı dilini öğrenmelidir."
Share:

Durmuş Hocaoğlu'ndan Değerli Bir Eser: "Düşük Şiddetli Devrim: Bir Entelijansiya Kritiği"

Merhum Durmuş Hocaoğlu'nun "Düşük Şiddetli Devrim: Bir Entelijansiya Kritiği" isimli eseri elime yani ulaştı. Kitabı okuduğumda seçtiğim kısımlardan yapacağım alıntıları burada paylaşmayı düşünüyorum. Türk entelektüellerine yönelik değerlendirmelerle başlayan kitap keyifli bir düşünsel yolculuğa sürükleyeceğe benziyor...

Share:

13 Ocak 2018 Cumartesi

IRAM Center | İran Araştırmaları Merkezi Sosyal Bilimlerden (Tercihen Uluslararası İlişkiler) Mezun Araştırmacılar Alınacaktır

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) bünyesinde tam zamanlı çalışmak üzere sosyal bilimlerden (tercihen uluslararası ilişkiler) mezun araştırmacılar alınacaktır. 
Aranan Özellikler:
  • Doktorasını tamamlamış ya da tamamlamak üzere olmak.
  • İleri düzeyde İngilizce, tercihen Farsça dillerini bilmek.
  • İran ve Ortadoğu siyaseti ile ilgili olmak.
  • Ankara'da ikamet etmek.
Başvuru için: info@iramcenter.org
Share:

Case-Study Alliance Turkey (CAT) - Vaka Yazım Çalıştayı


Case-Study Alliance Turkey (CAT) - Vaka Yazım Çalıştayı
Erasmus+ programı kapsamındaki Case-Study Alliance Turkey (CAT) Projemiz Türkiye’de vaka çalışması yönteminin yaygınlaştırılması, yerel hikayelerden yola çıkılarak Türkçe ve İngilizce vaka örneklerinin yazılması, mezunların iş hayatına atıldıklarında olayları kavrama becerilerinin, analiz yeteneklerinin ve karar alma süreçlerinin vaka analizi yöntemi sayesinde iyileştirilmesini amaçlamaktadır. Projemiz hakkında daha fazla bilgi almak için http://ginova.itu.edu.tr/cat , http://www.cat.ba.metu.edu.tr adreslerimizi ziyaret edebilirsiniz.

Projemiz kapsamında gerçekleştireceğimiz Vaka Yazım Çalıştayı 5 – 6 Şubat 2018 tarihlerinde Mersin Üniversitesi’nde yapılacaktır. Çalıştayımızda vaka yazımı ile ilgili temel eğitim verilecektir. Ayrıca daha önceki çalıştaylarımıza katılmış, veya katılmasa bile elinde taslak vaka örneği bulunan katılımcılarımız Rotterdam School of Management - Case Development Centre’dan ve University of Worcester’den gelen eğitmenlerimiz ile görüşerek vakalarını geliştirme fırsatı bulacaktır.

Yurtdışında oldukça yüksek ücretlerle verilen bu eğitim programı Erasmus+ desteğiyle katılımcılarımıza ücretsizdir. Erasmus+ projesi kapsamında gerçekleştirilecek olan Vaka Yazım Çalıştayı’na katılmak için bu e-postanın sonunda verilen bağlantıdaki başvuru formunu 17 Ocak 2018 Çarşamba saat 17.00’den önce doldurunuz. Sınırlı sayıda katılımcıya yer verebileceğimiz bu çalıştayımızda ilk başvuranlara ve/veya elinde taslak vakası olup onu geliştirmek isteyenlere öncelik verilecektir.

Konuya ilgi duyacağını düşündüğünüz kişilerle bu mesajı paylaşırsanız seviniriz.

Not: Projemizin iletişim e-posta adresi casestudyalliance@gmail.com’dır. Başvuru onay e-postaları ve diğer etkinliklerimizle ilgili duyurular bu adresten gönderilecektir. Etkinliklerimizle ilgili bir sorunuz olması durumunda bizimle proje e-posta adresimiz üzerinden iletişime geçebilirsiniz. İyi çalışmalar diler, sizleri çalıştayımıza bekleriz.

Saygılarımızla,

Başvuru için:

Kaynak: Tarafıma gelen e-posta
Share:

“KÜÇÜK PRENS” VE MODERN GİRİŞİMCİLİK İLE İŞLETMECİLİK PARADİGMASI ÜZERİNE NİTEL BİR DEĞERLENDİRME


“KÜÇÜK PRENS” VE MODERN GİRİŞİMCİLİK İLE İŞLETMECİLİK PARADİGMASI ÜZERİNE NİTEL BİR DEĞERLENDİRME

İbrahim DURAK 

Özet Küçük Prens (Fransızca özgün adı: Le Petit Prince), Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan 1943’te yayımlanan bir masal kitabıdır. İlk bakışta çocuklar için yazılmış eğlenceli bir masal kitabı olarak algılansa da Küçük Prens büyüklerin de çeşitli çıkarımlar yapabileceği bir klasiktir. Kitabı farklı konu ve bakış açılarına göre değerlendirmek ve çeşitli çıkarımlar yapmak mümkün gözükmektedir. Çalışmanın amacı Küçük Prens’i özellikle modern anlamda girişimcilik ve işletmecilik açısından değerlendirmek ve günümüz işletmecilik çağrışımlarıyla ilgili küreselleşme, yenilik, yaratıcılık, misyon, vizyon, çevresel değişim, hız ve esneklik vb. açılardan çeşitli çıkarımlar yapabilmektir. Çalışmada Küçük Prens masal kitabı ile yenilik, küreselleşme, hız ve esneklik vb. ile günümüz modern girişimcilik ve işletmecilik kavramları arasında benzerlikler tespit edilmiştir.

Anahtar kelimeler: Küçük Prens, Girişimci, Girişimcilik Paradigması, Modern İşletmecilik.

“THE LITTLE PRINCE” AND A QUALITATIVE EVALUATION ON MODERN ENTREPRENEURSHIP AND BUSINESS ADMINISTRATION PARADIGM 

Abstract The Little Prince (Le Petit Prince) is a tale book written by Antoine de Saint-Exupéry published in 1943. At first glimpse it could be perceived as a funny fable designed for kids, on the contrary it is a classical from which adults could have some deductions. It is possible that the book might be evaluated from different perspectives and it is also feasible to have various subtractions. In this paper we aim to evaluate the book with regard to contemporary entrepreneurship and business administration. For this very purpose, we also aim to have some subtractions in relation to globalization, innovation, mission, vision, transformation, and flexibility that organizations of modern times demand. In this paper the book was subtracted in relation to innovation, globalization, transformation, and flexibility etc. that organizations of modern times demand. Key words: The Little Prince, Entrepreneur, Entrepreneurship, Modern Business Administration.

1.GİRİŞ

Küçük Prens her ne kadar çocuklar için yazılmış bir kitap olarak algılansa da yakından incelendiğinde yetişkinler için de bir takım mesajlar içerdiği görülmektedir. Kitap Zeytinoğlu (1992,39-47) tarafından çocuk psikolojisi ve eğitimi açısından incelenmiştir. Ayrıca Direk (2016) tarafından yazılan “Küçük Prens Üzerine Düşünmek”, isimli kitapta felsefi bir yaklaşımla ele alınmıştır. Kitap Genç ve Yalınkılıç (2011, 99-114), tarafından ise, eğitsel yönden ele alınmıştır. Bu durum Küçük Prens’in modern girişimcilik ve işletmecilik paradigması açısından da incelenebileceği fikrini doğurmuştur. Araştırmanın amacı Küçük Prens masal kitabında geçen olaylarla modern girişimcilik ve işletmecilik yaklaşımları arasında çağrışımlar var mıdır sorusunu nitel bir yaklaşımla cevaplandırmaya yöneliktir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Küçük Prens’in modern anlamda girişimcilik ve işletmecilik yönünden ele alınması çalışmanın özgün yönünü oluşturmaktadır. Bu kapsamda araştırmada özellikle modern girişimcilik bakış açısıyla Küçük Prens incelenmiş ve küreselleşme, yenilik, yaratıcılık, misyon, vizyon, çevresel değişim, hız ve esneklik gibi kavramlarla çağrışımları üzerinde durulmuştur. Aslınca bir çocuk klasiği olan Küçük Prens kitabının girişimcilik açısından incelenmesinin okuyucuya Küçük Prens’le ilgili farklı bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir. 

2.LİTERATÜR TARAMASI

İlk ortaya çıkış haliyle ve en basit tanımıyla girişimcilik, kâr elde etmek amacıyla üretim faktörlerini bir araya getirip risk üstlenerek bir işletmenin kurulması ve ilgili işletmenin çalışır hale getirilmesidir (İrmiş ve Emsen, 2002:19). Ancak küreselleşme, dışa açık ekonomilerin artması, çevresel değişimlerin sunduğu tehdit ve fırsatlar ve bunların sonucunda rekabetin şiddetinin artması girişimciliğin de tanım ve kapsamını değiştirmiştir (İrmiş vd., 2008:57). Modern anlamda girişimcilik ise, sürekli yenilik ve yaratıcılık faaliyetlerinde bulunarak, yaptığı yenilikleri somut ticari ürünlere dönüştürme süreci olarak tanımlanabilir. Yeniliği ekonomi sisteminin ana kuvveti olarak gören Schumpeter girişimciyi de “yenilikçi kişi” olarak tanımlar. Buna göre girişimci, ‘müşterinin henüz tanımadığı yeni bir ürünü veya mevcut bir ürünün yeni kalitesini ortaya koyan’, ‘yeni bir üretim tekniği geliştiren’, ‘henüz girilmemiş yeni bir pazar bulan’, ‘yeni hammadde ve yarı mamul kaynaklarını bulan’, ‘herhangi bir endüstride yeni organizasyonlar oluşturan’ bağımsız bir yönetici ve liderdir (İrmiş vd., 2010:9). Günümüzde pazarda mevcut görünen talebe diğer bütün işletmeler ve girişimciler gibi arzda bulunmak yeterli değildir. Artık, müşterilerin hayallerinin okunmasından ve hatta müşterilerin akıllarına bile getiremeyecekleri şeyleri onlara sunmaktan bahsedilmektedir. Bu yeni dönem girişimcilik anlayışında müşteride talep yaratılmalı ve bu taleplere arz dengesi kurulmalıdır. Böylece girişimciliğin en önemli boyutu ‘yenilik ve yaratıcılık’ olarak anılacaktır (İrmiş vd., 2010:6). Yenilik ve yaratıcılığın ortaya çıkmasında en önemli etken ise hayal gücüdür. Girişimci vizyoner bakış açısıyla yaratıcı düşünceyi hayal aşamasından sistemli, mantıklı ve uygulanabilir bir hale getirmektedir. Potansiyel girişimciler devamlı olarak çevresindeki istek ve ihtiyaçlardan kaynaklanan fırsatları dikkatli bir biçimde gözleme ve tespit etme çabasındadırlar. Bu fırsatların birçoğu başkaları tarafından ise sadece birer problem olarak algılanmakta, görülmekte ve değerlendirilmektedir (Güney, 2015:107). 

Günümüzde bilgi, ulaşım, mikro elektronik ve iletişim gibi alanlardaki teknolojik gelişmeler dünyayı küçülterek ülkeleri ve insanları birbirine daha çok yakınlaştırmıştır. Özellikle, bilgi ve iletişim teknolojisindeki gelişmeler sonucu ulaşım ve iletişim maliyetleri aşırı derecede düşmüş, insanları ve piyasaları ve ülkeleri birbirinden ayıran zaman ve mekân gibi doğal engeller büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Küreselleşme süreciyle birlikte hiyerarşik ve büyük işletme yapıları gittikçe önemini kaybetmekte ve ayrışarak daha dinamik, esnek ve küçük yapılar olarak yeniden örgütlenmektedir (Durak, 2005:2-4). Küreselleşme süreci sosyo-ekonomik, politik ve kültürel pek çok değişimi de beraberinde getirmektedir. Bu süreçte bilgi, sermaye ve teknoloji küresel bir boyut kazanmıştır. Günümüzde daha çok sayıda işletme kendisini küresel pazarda bulmaktadır (Durak, 2006:102). Bu durum ise işletmeler arası rekabeti daha yoğun bir hale getirmektedir. Bu kapsamda esneklik, dinamizm, hız ve kalite gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır Bu durumun sonuçlarından biri de ise KOBİlerin öneminin artmasıdır. Zira küresel rekabet ortamında işletmelerin gerek uzak (ekonomik, teknolojik, demografik, sosyo-kültürel vb.) gerekse yakın çevresi (müşteriler, rakipler, tedarikçiler vb.) hızlı biçimde değişmektedir. Bu durumda işletme varlığını sürdürebilmek için değişen çevre şartlarına uyum sağlamak durumundadır (Ülgen ve Mirze, 2013:80). Üretimdeki esnek yapıları ve pazardaki hızlı değişimlere daha hızlı cevap verebilme özellikleriyle KOBİ’ler fırsatlara odaklanma konusunda daha başarılı bir davranış sergilemektedir (Durak, 2011:243). Diğer bir ifadeyle KOBİ’ler yoğun rekabet ortamında çevresel değişimler sonucu ortaya çıkan fırsatları daha fazla değerlendirme eğilimine sahiptir.

3.YAZAR VE KİTAP HAKKINDA GENEL BİLGİ 

Antoine de Saint-Exupéry (29 Haziran 1900 - 31 Temmuz 1944), Fransız pilot, yazar ve şairdir. Özellikle “Küçük Prens” (Le Petit Prince) isimli eseriyle ünlenmiştir. Fransa’nın Lyon şehrinde doğdu. Uçaklarla 12 yaşında tanışan yazarın bir pilot rarafından uçağa alınıp uçurulması onun gelecekteki mesleğini belirledi. 1926 yılında Toulouse ve Dakar arasında posta servisi yapan uçağın pilotu olarak göreve başladı. Yazar 35 yaşındayken uçağı arıza yaparak Tunus’ta çöle zorunlu iniş yaptı ve kayboldu. II. Dünya Savaşı başladığında Fransa-Almanya savaşında 31 Temmuz 1944’te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü. Uçağının enkazı 2000 yılında balıkçılar tarafından bulundu. 

Küçük Prens (Fransızca özgün adı: Le Petit Prince), Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943’te yayımlanan bir masal kitabıdır. Dünyanın en çok satan ve okunan kitaplarından biridir. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. Sahra Çölü’ne düşen pilotun Küçük Prens’le karşılaşması ile başlayan kitap yirmi yedi bölümden oluşur. Özellikle Küçük Prens’in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezileri anlatan bölümlerde bazı tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılır. Yazar, New York’ta bir otel odasında kaleme aldığı hikâyenin çizimlerini de yapmıştır. Hikâye ilk defa 6 Nisan 1943’te hem Fransızca hem İngilizce olarak yayımlandı. Günümüzde 210 ayrı dil ve lehçeye çevrilmiştir. Küçük Prens Fransa’da bir kamuoyu yoklamasında 20.yüzyılın kitabı seçilmiştir. 
(https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Prens, Erişim:: 18.05.2017). 3. 

KÜÇÜK PRENS VE GİRİŞİMCİLİK PARADİGMASI 

Yazar altı yaşındayken “Gerçek Hikâyeler” isimli bir kitap okumuştur. Bu kitapta bir boa yılanının bir fili yuttuğunun resmi bulunmaktadır. Yazar bunun resmini çizmiştir. Bu resmi büyüklere gösterdiğinde büyükler bunu bir şapka zannetmişlerdir. Daha sonra yazar büyüklerin kolayca anlayabilmeleri için fili yutmuş olan boa yılanının detaylı bir biçimde içini çizmiştir. Girişimci her şeyden önce hayal gücü yüksek insandır. Bir boa yılanının fili yutması mümkün olmamasına rağmen yazar hayal gücünü kullanarak bunun resmini çizmiştir. Yetişkinlerin çoğu olaylara belirli bir standart bakış açısıyla yaklaşırken yazar çocuk olduğundan dolayı hayal gücünün sınırlarını zorlamakta hayallerini standart zihne sahip kişilere kıyasla genişletmekte ve boa yılanının fili yutabileceğinin resmini çizmektedir. Girişimci ilk başta pek mümkün gibi gözükmeyen, insanın hayal gücünü zorlayan bir takım faaliyetleri ve yenilikleri yapan kişidir. Günümüzdeki buluş, yenilik, yaratıcılık ve gelişmelerin çoğu (uzaya seyahat, televizyon, cep telefonu, internet, sosyal medya vb.) geçmişte belki de sadece bir hayaldi. Buna karşın girişimcilerin hayal güçleri ve teknolojik gelişmeler bir zamanlar hayal gibi görünen pek çok şeyi bugün ürün ve hizmete dönüştürmüştür ve dönüştürmeye de devam edecektir. Ayrıca boa yılanının fili yutması girişimcilik açısından KOBİlerin büyük işletmeler karşısında daha hızlı, esnek ve dinamik olduklarından onlarla rekabette başarılı olabileceklerin çağrışımını yapmaktadır. E.F. Schumacher’in “Küçük güzeldir” düşüncesinden hareketle küresel rekabet ortamında büyük işletmelerin hantal, bürokratik ve ağır işleyen yapılarına karşın KOBİ’lerin niş pazarları doldurarak rekabette başarılı olmaları mümkündür. 

Daha sonra yazar büyüklerin kendini anlamadıklarından ve sürekli açıklama yapmak zorunda kalmasından sıkılarak pilotluk mesleğine yönelmiştir. Dünyanın dört bir yanına uçmuştur. Girişimcinin de başarı şartlarından biri de çeşitli olgu ve olayları bütün çerçevesinde anlama becerisiyle (holistik yaklaşımla) ilgilidir. Olaylara bir bütün olarak bakabilmek için küresel dünyayı, ekonomiyi, teknolojiyi, sosyal ve politik gelişmeleri ve küresel rekabeti yakından tanıması gerekmektedir. Yazar yetişkinlerin dünyayı tanımaya, bilmeye ve anlamaya çalışmak yerine günlük hayatla, siyasetle ve sporla ilgilenmelerinden ve bunlardan zevk almalarından yakınmaktadır.

Yazar Büyük Sahra Çölü’nün üzerindeyken uçağının motoru arızalanır ve kaza yaparak düşer. Burada Küçük Prens’le karşılaşır. Küçük Prens yazardan kendine bir koyun resmi çizmesini rica eder. Yazar ile Küçük Prens’in tanışması bu şekilde olur. Yazar Küçük Prens’le konuşarak onun geldiği gezegen hakkında bilgi edinmeye çalışır. Küçük Prens’in gezegeninde zehirli ve tehlikeli boabap ağaçları bulunmaktadır. Küçük Prens yazarın kendisi için çizdiği bu koyunun bu boabap ağaçları ile beslenip beslenmeyeceğini sorar. Yazar ise boabap ağaçlarının çok büyük olduğunu fil sürüsünün dahi bitiremeyeceğini söyler. Küçük Prens ise boabap ağaçlarının da büyümeden önce küçük olduklarını ifade eder. İyi bitkilerin tohumlarının iyi kötü bitkilerin ise tohumlarının kötü olduğu ve bu tohumların toprağın derinliklerinde saklı olup ara sıra bir kısmının uyandığını ifade etmektedir. 

Girişimcilik açısından ise işletme uzak, yakın ve iç çevre içinde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla işletme için her zaman fırsat ve tehditlerle üstünlük ve zayıflıklar söz konusudur. Diğer bir ifadeyle işletmenin gerek yakın gerekse uzak çevresi çeşitli olumlu ve tıpkı boabap ağaçları gibi olumsuz faktörlerle çevrilidir. Girişimcinin işletmenin çevresindeki olumlu faktörlerin devamını sağlayıcı, zayıflık ve tehdit gibi olumsuzluklara karşı da önlemler alması gerekmektedir. Zira bugün işletme için zayıflık ve tehdit oluşturan pek çok unsur zamanında gerekli önlemler alınmadığı için tıpkı boabap ağaçları gibi büyümüş ve işletme için tehlikeli olmuştur. Tıpkı zararlı boabap ağaçlarının tohumu gibi girişimcinin işletme açısından ortaya çıkabilecek ve işletmeye zarar verecek çeşitli problemleri önceden fark etmesi ve problemler büyümeden gerekli önlemleri alması gerekmektedir. Zira küçük problemlerle ilgili zamanında gerekli önlem alınmadığı zaman küçük boabapların büyüyerek tehlikeli olması gibi bu problemler de işletmeler için tehlikeli olmaktadır. Ayrıca iyi bitkilerin tohumlarının iyi ve kötü bitkilerin tohumlarının da kötü olması girişimcinin örgüt kültürü geliştirmesiyle ilgilidir. Etik kuralara uygun, çalışanlara, müşterilere (kısaca insana) gerekli değeri veren, işletmede birlik ve beraberliği sağlayan, hukukun üstünlüğü ve katılımcılığın ön planda olduğu bir örgüt kültürünün oluşması da girişimcinin bu yöndeki küçük adımlarıyla başlamaktadır. 

Küçük Prens yazara gezegenin birinde kırmızı yüzlü bir adam tanıdığını söylemektedir. Bu adamın en önemli özelliği ise yıldızlara hiç bakmayan, çiçek kokusunu bilmeyen ve kimseyi sevmeyen bir insan olmasıdır. Bu kişi sadece sayılarla ilgilenmekte ve işinin kendisi için çok önemli olduğunu söylemektedir. Girişimciliğin özellikle ilk yıllarında girişimciler zamanlarının çok önemli bir kısmını işlerine ayırmakta ve sosyal yaşantıları, aile ile ilişkileri zayıflamaktadır. Literatürde bu durum girişimciliğin en zayıf yönlerinden biri olarak belirtilmektedir (Güney, 2015:77). Dolayısıyla girişimcinin sadece rakamlarla (kâr, satış cirosu, pazar payı vb.) uğraşmaması, ailesi ve sosyal çevresi başta olmak üzere sosyal ve kültürel faaliyetlere de zaman ayırması gerekmektedir.

Küçük Prens’in bir çiçeği vardır ve yazardan kendisi için bir koyun çizmesini istemiştir. Ayrıca yazarın çizdiği koyunun çiçeğini yeme ihtimaline karşı kaygılanmaktadır. Yazar ise çiçeğini tehlikede olmaması için koyuna bir ağızlık çizeceğini ya da çiçeğin etrafına çitler yapacağını söylemektedir. Ayrıca çiçeğin sert rüzgârlardan korktuğunu güneş battığında soğuk olacağını belirterek Küçük Prens’ten üzerini cam bir fanusla kapatmasını önlem almasını istemektedir. İşletmeler için de uzak ve yakın çevre bir takım risk, belirsizlik ve olumsuzluklar içerir. Günümüz yoğun küresel rekabet ortamında girişimcilerin gerek yakın gerekse uzak çevrede meydana gelen değişimlerin farkında olarak işletmeyi olumsuz etkilemesine ya da en az düzeyde etkilemesine yönelik önlemler alması diğer bir ifadeyle işletmeyi korumaları gerekmektedir. Ayrıca Küçük Prens’in çiçeğinin olması, onu sevmesi ve korumaya çalışması girişimcilerin özel mülkiyete önem vermesi açısından da değerlendirilebilir. Zira çoğu girişimci işletmesini ve aile hayatını bir bütün olarak görmektedir. Kendisine ait bir işletmenin, markanın, logonun vb. olması girişimcinin sahip olma duygusu ve takdir ihtiyacını karşılamaktadır. Ayrıca girişimciler insan unsuru ile iş yapmakta ve yine ürettikleri mal ve hizmetler ile insanlara (tüketiciler) onların ihtiyaçlarını karşılamak için satmaktadırlar. Dolayısıyla girişimcinin ve yöneticinin çalışanlara ve müşterilere değer vermesi, onları koruması ve insani ilişkilerin ön planda olması gerekmektedir. 

Küçük Prens’in gezegeninde iki adet etkin ve bir adet pasif volkan bulunmaktadır. Küçük Prens gezegenini düzenleyerek etkin volkanlarla ilgili önlem almıştır. Ayrıca yanıp yanmayacağı hiç belli olmaz diye düşünerek pasif olan volkanları da sürekli temizlemektedir. Girişimci ise öncelikle işletme için problem oluşturan hususlarla ilgilenir. Buna karşın geçmişte problem olmuş ve çözüme kavuşturulmuş konuları da tekrar problem olmasın diye gözden geçirmelidir. Diğer bir ifadeyle işletme rakiplere kıyasla güçlü ve üstün yönlerinin sürekliliğini sağlayabilmek için belirli aralıklarla bunları kontrol etmesi ve eğer problem olma ihtimali varsa büyümeden önlem alması gerekir. Ayrıca Küçük Prens Dünya gezegenindeki volkanların kendi gezegenindeki volkanlara kıyasla çok büyük olduğunu ve bu nedenden dolayı temizlenmesinin çoğu zaman mümkün olmadığını ve felaketlere neden olduğunu ifade etmektedir. Bu durumla ilgili günümüz küresel rekabet ortamında rekabetin çok boyutlu olduğunu ve dış çevre faktörlerinin tamamen kontrol edilmesinin mümkün olmadığını bu durumun ise işletmeleri krize sürüklediği hatta küresel ekonomik krizlere yol açtığını söyleyebiliriz.

 Küçük Prens 325, 326, 327, 328, 329 ve 30 numaralı asteroidleri bilgi edinmek amacıyla dolaşmaya başlar. İlk gezegende bir kral yaşmaktadır. Kral Küçük Prens’i görünce “işte bir kul” diye haykırmıştır. Zira kralların gözünde herkes kul sayılmaktadır. Kralın kürkü tüm gezegeni kaplamaktadır. Küçük Prens kralın karşısında esner. Kendisinden izin almadan esnediği için kral buna çok öfkelenir. Küçük Prens ise yorgun ve uykusuz olduğunu söyleyince kral Küçük Prens’in esnemesini emretmiştir. Kral kendisini etrafındaki tüm yıldızların, gezegenlerin, her şeyin kralı olarak görmektedir ve kendisine karşı gelemeyeceklerini söylemektedir. Küçük Prens soru sormak istediğini söyleyince Kral; “soru sormanı emrediyorum” demektedir. Girişimcilik açısından bu durum otoriter bir yönetim anlayışını temsil etmektedir ve bu durum daha çok klasik yönetim anlayışında geçerlidir. Girişimci, yönetici, patron ya da sermayedar (özellikle KOBİ’lerde aynı kişidir) kendini “her şeyin en iyisini bilen” tek kişi olarak görmektedir. Güç, karar ve otorite merkezi sadece kendisidir. Klasik yönetim ve organizasyon teorisinde ise işgörenler üstlerine karşı, görüş, öneri ve düşünce bildirmeksizin sadece verilen emre uymakla yükümlüdürler. Bu tür yönetim anlayışında işletme için “en iyi “ eleman” verilen emri koşulsuz yerine getiren elemandır. Oysa günümüz modern işletmecilik anlayışında hiçbir işletme, örgüt tek kişinin görüş düşünce ve emirleriyle yürütülemeyecek kadar karmaşık, çok boyutlu ve değişken bir yapıya sahiptir. 

Küçük Prens ikinci gezegende kendini beğenmiş bir kişi ile karşılaşmaktadır. Bu kişi sürekli kendisinin alkışlanmasını istemekte ve bundan hoşlanmaktadır. Herkesin kendisine hayran olmasını beklemektedir. Bu davranış astlarına söz hakkı vermeyen, her şeyi mükemmel yaptığını zanneden bir yönetici ve girişimci tipini çağrıştırmaktadır. Bilindiği üzere özellikle KOBİ’lerde yönetici, girişimci, patron aynı kişiden oluşmaktadır. Hukukun üstünlüğü ve demokrasinin henüz kurumsallaşamadığı az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda gerek işletme gerekse çeşitli kamu kurumları yöneticilerinde bu tür davranışların gözlenme ihtimali daha yüksektir. 

Bir sonraki gezegende Küçük Prens kendisini fark etmeyecek derecede meşgul bir iş adamıyla karşılaşmaktadır. İş adamı sürekli rakamlarla hesap yapmaktadır. İş adamı yıldızlara sahip olduğunu, böylece zengin olduğunu zengin olunca da yeni yıldızlar satın aldığını belirtmektedir. Klasik işletmecilikte işletmenin etkinliği sadece kârlılık, satış cirosu gibi sayısal ölçütlerle değerlendirilmektedir. Elbette girişimcinin hesabını kitabını doğru yapması önemlidir. İbni Haldun’a girişimci(müteşebbis) , “Husumete kadir, hesap-kitapta mahir…” kişidir. Ancak, buradaki husumet kelimesi hasımlık veya düşmanlık anlamında değil, cesaret etme ve rekabette bulunma şeklinde kullanılmaktadır (Türkoğlu, 2007:253-256). Özellikle geçmişte işletmeler başarı göstergesi olarak büyük çoğunlukla mali göstergeleri kullanmalarına rağmen, artık tek başına mali göstergeler yeterli olmamaktadır. Modern işletmecilik anlayışında ise sayısal verilere ek olarak müşteri memnuniyeti, sosyal sorumluluk, imaj vb. bir takım maddi olamayan ölçütlerde kullanılmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biri dengeli başarı göstergesi yöntemidir (Balanced Scorcard). Mali göstergelerin yanında müşteri ilişkileri, içsel göstergeler (süreç planlama, üretim, pazarlama, istihdam gibi iç çevre etkenleri) ve de yeni bilginin işletme içinde edinilmesi, dağılımı ve kullanılması demek olan yenilik ve öğrenme ile ilgili göstergeleri de dikkate alarak işletmenin performansı değerlendirilmektedir. Burada bu göstergeleri kullanmakta temel amaç işletmenin performansını (başarısını) bir bütün olarak dengeli bir şekilde görebilmektir (Koçel, 2010:150). Dolayısıyla günümüzde başarılı bir girişimcinin işletmenin performansını belirlemede sadece rakamsal ölçütleri kullanmayıp, maddi olmayan ölçütlere de yer vermesi gerekmektedir. 

Sonraki gezegen ise sadece fenercinin yer alabileceği kadar küçük bir gezegendir. Fenerci mesleğinin eskiden bir anlamı olduğunu feneri sabahları söndürüp akşamları yaktığını, gündüzleri dinlenerek geceyi de uyuyarak geçirdiğini söylemektedir. Oysa her sene gezegenin değiştiğini ve daha hızlı döndüğünü gezegenin kendi çevresindeki dönüşünü bir dakikada tamamladığını ifade etmektedir. Her an feneri yakıp söndürmek zorunda kaldığını bu yüzden kendine ayıracak zamanının kalmadığından şikâyet etmektedir. Bilgi toplumunda özellikle bilişim sektörü ve teknolojik gelişlerin etkisiyle dünya küresel bir boyut kazanmıştır. Ekonomik sınırların adeta ortadan kalkması uluslararası ve küresel rekabeti daha hızlı, esnek ve dinamik olmaya yönlendirmiştir. Zira günümüzde dünyanın herhangi bir yerindeki değişim tüm ülkeleri etkilemektedir. Çevresel değişimlere daha hızlı uyum sağlama ve müşteri talebine hızlı tepki verebilecek işletmeler küresel rekabette başarılı olabileceklerdir (Marangoz, 2016:11). Dolayısıyla Dünya’mızın geçmişe kıyasla daha hızlı döndüğü söylenebilir. 

Daha sonraki gezegende ise cilt cilt kitaplar yazan yaşlı bir coğrafyacı yaşamaktadır. Küçük Prens’in coğrafyacı kimdir sorusuna coğrafyacı kendisini bütün kentlerin, denizlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir adam olarak tanımlamaktadır. Coğrafyacı denizleri, dağları, akarsuları, okyanusları ve çölleri kendisi gidip saymamakta bunun yerine güvenilir gezginlerin vermiş oldukları bilgileri not almaktadır. Coğrafyacı gezginlerin vermiş oldukları bilgilerin doğruluğu ile ilgili onlardan kanıt istemektedir. Girişimcinin de tıpkı coğrafyacı gibi küresel rekabet, pazar, niş pazar, pazar fırsatları, müşteriler, rakipler, tedarikçiler vb. hakkında detaylı bilgi sahibi olması gerekir. Bu bilgileri ise kendisi araştırarak elde etmesi kadar bilim adamlarının ilgili çalışmalarından yararlanarak da elde etmektedir. Coğrafyacının değişik alanlarla ilgili bilgi toplaması girişimcinin sadece kendi alanıyla ilgili değil çok yönlü bilgi sahibi olması gerektiğini göstermektedir. Zira günümüz bilgi toplumunda girişimcilikle ilgili gerekli bilgiyle donanımlı olmayan girişimcilerin rekabette başarı şansları yok denecek kadar azdır. Özellikle bilgi toplumu aşamasına ulaşmış gelişmiş ülkelerde modern işletmelerin en önemli zenginlik kaynaklarından biri beyin gücü ve bilgidir. Modern işletmelerin varlıklarının değerlendirilmesinde entelektüel sermaye (intellectual capital) gibi maddi olmayan varlıklar, somut/maddi varlıkların önüne geçmiştir.

Daha sonra Küçük Prens Dünya’ya gelmektedir. Yazar Dünya’da iki milyar insan yaşadığını belirtmektedir. Yine yazar bu insanların kendi gezegenlerinde fazla yer kaplamayacağını, iki milyar insanın ayakta bir araya getirilmesiyle otuz kilometrekare bir alana sığacağını belirtmektedir. Girişimcilik açısından bu durum değerlendirildiğinde ise Dünya tüm insanlara yetebilecek, bütün girişimcilerin faaliyet gösterebilecekleri kadar çok üretim kaynaklarına sahip ve geniş bir alandır. Yıkıcı rekabete gerek olmadan değişik alanlarda ve değişik ölçeklerde faaliyet gösteren tüm girişimciler faaliyetlerini gerçekleştirip amaçlarına ulaşabilirler. Bu kapsamda kaynakların sömürülmemesi, hor kullanılmaması sanki hiç bitmeyecekmiş gibi kirletilmemesi önem kazanmaktadır.

Küçük Prens Afrika çölüne indiğinde bir yılanla karşılaşır ve onunla sohbet eder. Yılana ilginç bir hayvan olduğunu ve kalınlığının parmağı gibi olduğunu, kuvvetli sayılamayacağını söyler. Buna karşılık yılan bir kral parmağından daha kuvvetli olduğunu belirtir. Bu durum büyük hantal ve bürokratik işletmeler ve organizasyonlar karşısında KOBİlerin esnek, hızlı ve dinamik olduklarından dolayı daha başarılı olabileceklerini belirtmektedir. Önemli olanın fiziki büyüklükten ziyade yerine getirilen fonksiyon olduğu vurgulanmaktadır.

Küçük Prens çölü aşarken bir çiçekle karşılaşır ve insanların nereye kaybolduklarını sorar. Çiçek ise insanların altı yedi tane olduklarını ve birkaç yıl önce karşılaştığını ve kervanla gittiklerini söyler. Çiçek, inanların kökleri olmadığından hayatın onlara göre zor olduğunu, fırtınanın onları itelediğini söyler. Bu durum kurumsallaşamayan işletmeleri temsil etmektedir. Kurumsallaşmaya önem vermeyen ve bu yönde çaba göstermeyen girişimcilerin yoğun rekabet ortamında ve özellikle kriz durumlarında varlığını devam ettirebilmesi oldukça güçtür.

Küçük Prens kumların, kayaların ve karların üzerinde yaptığı uzun yolculuğun sonunda bir yola ulaşmıştır. Yazar tüm yolların insanların olduğu yere gideceğini belirtmektedir. Girişimciler de kârlılık, büyüme, satış geliri sağlama ve işletmenin devamlılığının sağlanması gibi amaçlarını gerçekleştirebilmek için çeşitli engellerle karşılaşmakta ve bu engelleri aşmaya yönelik gayret sarf etmektedir. Ayrıca tüm yolların insanlara gidecek olması girişimcilerin faaliyetlerinin nihai olarak insana yönelik olmasıdır. Zira girişimciler insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onları memnun etmek için mal ve hizmet üreterek kendi amaçlarına ulaşmaktadır. Klasik işletmecilikteki üretim anlayışı ve katı bir kâr maksimizasyonunun yerini günümüz modern girişimcilik anlayışında müşteri istekleri, memnuniyeti diğer bir ifadeyle müşteri odaklılık ve optimum kâr anlayışı almıştır. Benzer biçimde tüm yolların insanlara çıkması işletmelerin sosyal sorumlulukla ilgili konulara da duyarlı olması bu kapsamda önem taşımaktadır.

Daha sonra Küçük Prens bir tilki ile karşılaşır ve onunla sohbet eder. Tilki kendisine bir sır verir. Bu sır Küçük Prens’in gülünü diğer güllerden ayıran ve kendisi için önemli yapan şeyin ona değer vermesi ve harcadığı zamanla ilgili olmasıdır. Girişimcilerin işletmelerini değerli kılan şey ise girişimcilerin işletmelerini daha iyi bir konuma getirebilmek için çalışmaları, emek ve zaman harcamaları gerekmektedir. Çünkü hiçbir başarı sebepsiz değildir. Günümüzde başarılı olmuş girişimcilerin yaşam öykülerine bakıldığında başarılı olabilmek için çok çalıştıkları ve karşılaştıkları çeşitli engelleri aşmak için gayret gösterdikleri görülmektedir. 

Küçük Prens binlerce yolcunun gitmek istedikleri yere doğru gitmelerini sağlayan bir makasçı ile karşılaşır. Küçük Prens insanların çoğunun nereye gideceklerini amaçlamadan hızlı trenlere binip oradan oraya endişeyle gidip geri döndüklerini ifade etmiştir. Bu durum işletmenin misyon ve vizyonunun belirlenmesinin önemini ve bazı girişimcilerin gerekli fizibilite çalışmalarını yapmadan işletme kurmalarına benzemektedir. Girişimcilerin işletmeyi kurmadan önce gerekli ekonomik, teknik, finansal vb. etüt çalışmalarını yapması gerekir. Uygulamada bu durum çoğu zaman yüzeysel yapılmakta ya da hiç yapılmamaktadır. Bu durum işletmenin başarısı için büyük bir risk oluşturmaktadır. Girişimcinin ne üretilecek, nasıl üretilecek, ne maliyetle üretilecek, ne miktar üretilecek, kim için üretilecek vb. sorulara işletmeyi kurmadan önce cevap bulması gerekmektedir. Gerekli fizibilite çalışmalarının sonuçları ilgili yatırımın yapılabileceği yönündeyse girişimcinin işletme kurması başarısı açısından oldukça önemlidir. 

Yazarın çölde suyu bitmiş ve kendisi de susamıştır. Küçük Prens’le birlikte su kuyusu aramaya başlarlar. Küçük Prens çölü güzel yapan şeyin içinde bir su kuyusu olduğunu söylemiştir. Daha sonra yazar ve Küçük Prens bir su kuyusu bulurlar ve bu kuyuda sanki önceden hazırlanmış gibi çıkrık, kova ve ip bulunmaktadır. Yazarın susaması ve susuzluğunu giderecek bir kuyu araması girişimcilik açısından insanların ihtiyaçlarını temsil etmektedir. Girişimcilik faaliyetlerinin temelinde insan ihtiyaçlarını oluşturan mal ve hizmetleri üretmek ve satmak amacı vardır. Ayrıca kuyunun başında çıkrık, kova ve ip gibi çeşitli araç gereçlerin hazır olması da doğal kaynakları ve diğer üretim araçlarını temsil etmektedir. Zira girişimcilerin insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmet üretebilmeleri için emek, sermaye ve doğal kaynaklar dünyada hazır bulunmaktadır. Girişimci bu hazır üretim faktörlerini temin etmekte ve mal ve hizmet üretimi için bunları uygun biçimde bir araya getirmektedir. 

Küçük Prens çiçeğini korumak için yazarın koyununa bir ağızlık yapacağını ve verdiği sözü unutmaması gerektiğini yazara hatırlatmaktadır. Girişimcinin de belirli aralıklarla işletmeyi gözden geçirmesi alınması gereken önlemleri unutmaması, zamanında alması gerekir. Ayrıca tedarikçilere, çalışanlara, müşterilere vb. verdiği sözleri yerine getirmesi ve unutmaması gerekir. Özellikle müşteri memnuniyeti için bu durum önem taşımaktadır. Girişimcinin verdiği sözü tutması, güvenilir olması aynı zamanda etik ve sosyal sorumluluk açısından da önemlidir. 

Küçük Prens’in gezegenine dönme vakti yaklaştığında yazara yıldızların tüm insanlara ait olduğunu ve onların hepsini sevmesi gerektiğini söylemektedir. Bu kapsamda Dünya, tabiat ve diğer tüm doğal kaynaklar bütün insanlığın ortak malıdır. Özellikle kapitalizmin ilk dönemlerindeki gibi girişimcilerin doğal kaynakları sömürmemeleri, hor kullanmamaları, kirletmemeleri ve yok etmemeleri gerekir. Emeğin, çevrenin, doğal kaynakların bitmeyecek gibi sömürülmesi günümüzde ozon tabakasının delinmesi, iklim değişiklikleri, buzulların erimesi, çevre kirliliği, bazı canlı türlerinin yok olması, küresel gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksulluk başta olmak üzere çeşitli problemlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Zira hava, su, toprak, doğal güzellikler vb. varlıklar bütün insanlığa aittir. Girişimcilerin faaliyetlerini gerçekleştirirken bunları kirletmemesi ya da en azından minimum düzeyde kirletecek önlemleri alması gerekir.

4.SONUÇ

Çalışmada Küçük Prens Masal Kitabı ile günümüz modern girişimcilik ve işletmecilik anlayışı arasında benzerlikler var mıdır sorusu cevaplandırılmaya çalışılmıştır. Yapılan incelemede Küçük Prens ile modern girişimcilik ve işletmecilik yaklaşımları arasında yer alan küreselleşme, hayal gücü, yenilik, yaratıcılık, stratejik planlama, misyon, vizyon, çevresel değişim, hız ve esneklik vb. kavramlarla benzerlikler ve çağrışımlar tespit edilmiştir. Temel çağrışımlar aşağıdaki biçimde belirtilebilir: 

a. Yazar altı yaşındayken bir boa yılanının bir fili yuttuğunun resmi bulunan bir kitap okumuştur. Bu durum girişimcinin hayal gücünün yüksek olduğuna /olması gerektiğine işaret etmektedir. Hayal gücünün yüksekliği ise günümüz girişimciliğinin en önemli özelliklerinden biri olan yenilik ve yaratıcılıkla ilgilidir.. 

b. Daha sonra yazar Küçük Prens ile karşılaşır ve tanışır. Küçük Prensin gezegeninde tehlikeli ve zehirli boabap ağaçları olduğunu öğrenir. İşletmenin yakın ve uzak çevresi çeşitli fırsat, tehdit, üstünlük ve zayıflıklarla doludur. Girişimcilik açısından baobap ağaçlarının tehditlere ve risklere işaret ettiği söylenebilir. 

c. Küçük Prens gezegenleri dolaşırken, gezegenin birinde yıldızlara hiç bakmayan, çiçek kokusunu bilmeyen ve kimseyi sevmeyen kırmızı yüzlü bir adamla tanışır. Bu adam sadece sayılarla ilgilenmekte ve işinin kendisi için çok önemli olduğunu söylemektedir. Girişimciliğin özellikle ilk yıllarında girişimciler zamanlarının çok önemli bir kısmını işlerine ayırmakta, sosyal yaşantıları ve aile ilişkileri zayıflamaktadır. Dolayısıyla girişimcinin sadece rakamlarla (kâr, satış cirosu, pazar payı vb.) uğraşmaması, ailesi ve sosyal çevresi başta olmak üzere sosyal ve kültürel faaliyetlere de zaman ayırması ve gündemi takip etmesi ve uyum sağlaması gerekmektedir. 

d. Küçük Prens’in bir çiçeği vardır ve yazarın çizdiği koyunun bunu yeme ihtimaline karşı kaygılanmaktadır. Yazar ise önlem olarak koyuna bir ağızlık çizeceğini ya da çiçeğin etrafına çitler yapacağını söylemektedir. Ayrıca çiçeğin sert rüzgârlardan ve soğuktan korunabilmesi için Küçük Prens’ten üzerini cam bir fanusla kapatmasını, önlem almasını istemektedir. Girişimciler ise bir takım belirsizlik ve risklerle dolu bir ortamda faaliyet göstermektedirler. Dolayısıyla işletmelerini olumsuz etkileyebilecek bir takım unsurlara karşı önlem almaları ve riski yönetebilmeleri gerekmektedir. 

e. Küçük Prens’in gezegeninde iki adet etkin ve bir adet pasif volkan bulunmaktadır. Küçük Prens gezegenini düzenleyerek hem etkin volkanlarla hem de pasif olan volkanlarla ilgili önlem aldığını belirtmiştir. Girişimci öncelikle işletmeyi tehdit eden unsurlarla ve zayıf yönleriyle ilgili önlem almaktadır. Ayrıca fırsatları değerlendirmek, üstün olan yönlerin belirli periyotlarla gözden geçirerek devamlılığını sağlamak da girişimcinin temel özelliklerinden biridir.

f. .Daha sonra Küçük Prens bilgi edinmek amacıyla çeşitli asteroidleri dolaşmaya başlar. İlk gezegende herkese emreden ve herkesi kul olarak gören bir kral yaşmaktadır. Günümüz modern işletmecilik anlayışında hiçbir işletme, örgüt tek kişinin görüş düşünce ve emirleriyle yürütülemeyecek kadar karmaşıktır. Örgüt içi demokrasi, katılımcılık ve çift yönlü iletişim önemli bir yere sahiptir. 

 g. Küçük Prens ikinci gezegende sürekli kendisinin alkışlanmasını isteyen ve bundan hoşlanan ve herkesin kendisine hayran olmasını bekleyen bir adamla karşılaşmaktadır. Bu adamın davranışı da çalışanlara (diğerlerine) söz hakkı vermeyen, her şeyi mükemmel yaptığını zanneden, otoriter bir girişimci ve yönetici tipini çağrıştırmaktadır. Günümüz bilgi toplumunda bu tür girişimcilerin ve yöneticilerin başarı şansı oldukça düşüktür.

 h. Bir sonraki gezegende Küçük Prens sürekli rakamlarla hesap yapan bir iş adamıyla karşılaşır. İş adamı çok sayıda yıldıza sahip olduğunu, daha da zengin olunca yeni yıldızlar satın aldığını belirtmektedir. Bu durum klasik işletmecilikte işletmenin etkinliği sadece kârlılık, satış cirosu gibi sayısal ölçütlerle değerlendirilmektedir. Modern işletmecilik anlayışında ise işletmelerin başarısında sayısal verilere ek olarak müşteri memnuniyeti, sosyal sorumluluk, imaj vb. bir takım maddi olmayan ölçütlerde kullanılmaktadır. 

i. Sonraki gezegende ise bir fenerci ile karşılaşır. Fenerci eskiden feneri sabahları söndürüp akşamları yaktığını, oysa her sene gezegenin değiştiğini ve daha hızlı döndüğünü gezegenin kendi çevresindeki dönüşünü bir dakikada tamamladığını ifade etmektedir. Bu durum günümüzde küreselleşme, hızlı değişim ve yoğun rekabeti belirtmektedir. Ekonomik sınırların adeta ortadan kalkması uluslararası ve küresel rekabet işletmeleri daha hızlı, esnek ve dinamik olmaya yönlendirmiştir. 

j. Bir sonraki gezegende ise cilt cilt kitaplar yazan yaşlı bir coğrafyacı yaşamaktadır. Coğrafyacının değişik alanlarla ilgili bilgi toplaması girişimcinin sadece kendi alanıyla ilgili değil çok yönlü bilgi sahibi olması gerektiğine benzetilebilir. 

k. Yazar Dünya’da iki milyar insan yaşadığını ve iki milyar insanın ayakta bir araya getirilmesiyle otuz kilometrekare bir alana sığacağını belirtmektedir. Bu durum girişimcilik açısından ise Dünya’nın tüm insanlara yetebilecek, bütün girişimcilerin faaliyet gösterebilecekleri kadar potansiyel üretim kaynaklarına sahip ve geniş bir alan olduğuna işaret etmektedir.. 

l. Küçük Prens Afrika çölüne indiğinde bir yılanla karşılaşır ve ona kalınlığının parmağı gibi olduğunu, kuvvetli sayılamayacağını söyler. Buna karşılık yılan bir kral parmağından daha kuvvetli olduğunu belirtir. Bu durum büyük işletmeler karşısında KOBİlerin ölçek olarak küçük olmalarına karşın esnek, hızlı ve dinamik olduklarından dolayı daha başarılı olabileceklerini çağrıştırmaktadır. 

m. Küçük Prens çölü aşarken bir çiçekle karşılaşır ve ona insanların nereye gittiğini sorar. Çiçek, insanların kökleri olmadığından hayatın onlara göre zor olduğunu, fırtınanın onları sürüklediğini söyler. Girişimcilik açısından ise, kurumsallaşmayan işletmelerin yoğun rekabet ortamında ve özellikle kriz durumlarında varlığını devam ettirebilmesi oldukça güçtür. 

n. Küçük Prens yaptığı uzun yolculuğun sonunda bir yola ulaşmıştır. Yazar tüm yolların insanların olduğu yere gideceğini belirtmektedir. Tüm yolların insanlara gidecek olması girişimcilerin faaliyetlerinin nihai olarak insana yönelik olmasıdır. Zira girişimciler insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve onları memnun etmek için mal ve hizmet üreterek kendi amaçlarına ulaşmaktadır. Zira günümüz modern işletmeciliğinin odak noktalarından biri de müşteri memnuniyetidir. 

o. Daha sonra Küçük Prens bir tilki ile karşılaşır ve tilki kendisine bir sır verir. Bu sır Küçük Prens’in gülünü diğer güllerden ayıran ve kendisi için önemli yapan şeyin ona değer vermesi ve harcadığı zamanla ilgili olmasıdır. Girişimcilerin işletmelerini kendileri için değerli kılan şeylerden biri de işletmelerini kurmaları, sahibi olmaları, başarılı faaliyetlerde bulunabilmek ve onu daha iyi bir konuma getirebilmek için emek ve zaman harcayarak çalışmalarıdır. 

p. Küçük Prens binlerce yolcunun gitmek istedikleri yere doğru gitmelerini sağlayan bir makasçı ile karşılaşır. Küçük Prens insanların çoğunun nereye gideceklerini planlamadan hızlı trenlere binip oradan oraya endişeyle gidip geri döndüklerini ifade etmiştir. Bu durum girişimciler için işletmenin hedef, amaç, misyon ve vizyonunun belirlenmesinin ve planlamanın (özellikle stratejik planlamanın) önemine işaret etmektedir. 

r. Yazarın çölde suyu bitmiş ve susamıştır. Küçük Prens’le birlikte su kuyusu aramaya başlarlar. Küçük Prens çölü güzel yapan şeyin içindeki su kuyusu olduğunu belirtmektedir. Yazarın susaması ve susuzluğunu giderecek bir kuyu araması girişimcilik açısından insanların ihtiyaçlarını, su ise bu ihtiyaçları karşılayacak mal ve hizmetleri temsil etmektedir. Ayrıca kuyunun başında çıkrık, kova ve ip gibi çeşitli araç gereçlerin hazır olması da Dünya’da var olan doğal kaynakları ve diğer üretim araçlarını temsil etmektedir.

s. Bu arada Küçük Prens yazarın çiçeğini korumak için koyununa bir ağızlık yapacağını ve verdiği sözü unutmaması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu durum girişimcinin çalışanlara, müşterilere, tedarikçilere, hissedarlara vb. vermiş olduğu sözleri yerine getirmesi, unutmaması gerektiği biçiminde yorumlanabilir. 

t. Küçük Prens’in gezegenine dönme vakti yaklaştığında yazara yıldızların tüm insanlara ait olduğunu ve onların hepsini sevmesi gerektiğini söylemektedir. Bu kapsamda Dünya, tabiat ve diğer tüm doğal kaynaklar bütün insanlığın ortak malıdır. Bu durum girişimcilerin bu kaynakları sömürmemesi, kirletmemesi ve dikkatli kullanmaları gerektiğini çağrıştırmaktadır. Sonuç olarak bu çalışmada Küçük Prens modern anlamda girişimcilik işletmecilik açısından incelenmeye çalışılmış olup çeşitli çağrışımlar tespit edilmiştir. Kitabın sosyolojik, antropolojik, kişisel gelişim vb. farklı açılardan da incelenebileceği ve gelecek çalışmaların konusu olabileceği düşünülmektedir.    


KAYNAKÇA 

Direk, N. (2016), Küçük Prens Üzerine Düşünmek, Pan Yayıncılık, 6.Baskı, İstanbul 

Durak, İ. (2005), “Küreselleşme Sürecinde Şebeke Organizasyonlar ve Denizli Tekstil İşletmeleri Uygulaması”, (Yayınlanmamış Doktora Tezi), Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. 

Durak, İ. (2006), “Denizli Tekstil İşletmeleri Neden Fason Üretim Yapıyor? Bir Şebeke Organizasyon Çeşidi Olarak Fason Üretim ve Denizli Tekstil İşletmeleri Uygulaması”, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 27/2, 101-118. 

Durak, İ. (2011), “KOBİ Girişimcilerinin Tek Başına İşletme Sahibi Olmak ya da Ortaklık Kurmakla İlgili Yaklaşımları: Bir Alan Araştırması”, On sekiz Mart Üniversitesi İİBF, Yönetim Bilimleri Dergisi, 9/1, 241-256.  

Exupery, A. de S. (2016), Küçük Prens, (Çev.: Hatice Yıldız), Gönül, Ankara. 

Genç H.,N. ve Yalınkılıç K. (2011), ‘Fadiş’ ve ‘Küçük Prens’ Adlı Eserlerin Tasarım ve İçerik Özelliklerinin Eserlerin Eğitsel Yönüne Etkileri” Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 9, 99-114. 

Güney, S. (2015), Girişimcilik, Temel Kavramlar ve Bazı Güncel Konular, 4.Baskı, Siyasal, Ankara. 

İrmiş A., Durak, İ., Özdemir, L.(2010), Girişimcilik Kültürü ve Anadolu Girişimciliğinden Örnekler, Ekin, Bursa. 

İrmiş A., Durak, İ., Özdemir, L. (2008), “Gaziantepli Girişimcilerin Genel Özellikleri”, 2.Uluslararası Uluslararası Girişimcilik Kongresi, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü, 7-10 Mayıs, Bişkek,/56-65. 

İrmiş, A. ve Emsen, Ö.S. (2002), İktisadi Gelişmede Girişimcilik, Denizli ve Erzurum Örneği, Beta, İstanbul. 

Koçel, T. (2010), İşletme Yöneticiliği, 12.Baskı, Beta, İstanbul. Marangoz, M. (2016), Girişimcilik, 3.Baskı, Beta, İstanbul 

Türkoğlu, F. (2007), Milletin Efendisi Girişimci, Kayseri Ticaret Odası Yayınları:60, Kayseri. 

Ülgen, H. ve Mirze, S.K. (2013), İşletmelerde Stratejik Yönetim, 8.Baskı, Literatür, İstanbul. 

Zeytinoğlu, S. (1992), “Küçük Prens Üzerine Bir değerlendirme”, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri fakültesi Dergisi,1,/2, 39-47.

(https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_Prens, Erişim:: 18.05.2017).

Makalenin orijinal metnini pdf olarak indirmek için linke tıklayınız. 

Share:

Antoine de Saint-Exupéry: "Bir gemi inşa etmek isterseniz..."

Bir gemi inşa etmek isterseniz, adamlarınıza kereste toplatmak, işi bölüştürmek için emirler yağdırmaya uğraşmayın. Bunun yerine, engin denizlere özlem duymayı öğretin. 
Antoine de Saint-Exupéry
Share:

Akademik Titri Olmayan Akademisyen Olmak...

Akademik Titri Olmayan Akademisyen Olmak...
Toshihiko Izutsu, Japon araştırmacı ve yazar. Tokyo Keio Üniversitesi Institute of Cultural and Linguistic Studies'de, Tahran'da Imperial Iranian Academy of Philosophy'de, ve Montreal McGill Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptı.

Japonya’da yüksek lisans eğitimi alan bir hocamızın anlattığına göre, "danışmanı Toshio Kuroda, Toshihiko Izutsu’nun öğrencisiydi. Hocasının okuma ödevi olarak bir gün İngilizce, bir gün Almanca, bir başka gün Fransızca makale verdiğini söylemişti. Bu dilleri bilmemeyi mazeret kabul etmezmiş. Kendisi 30 dili çok iyi düzeyde biliyormuş."

Hocamızın aktardığına göre, "Toshio Kuroda Japonya’daki en iyi Orta Doğu uzmanlarından biridir ve doktorası olmadığı için hiçbir akademik titri yoktur. Bizdeki medreseye benzer bir sistemde yetişmişler. Artık o neslin sonuna gelindi."

"1992 yılı olmalı. Nihal Atsız’ın da dava arkadaşı olan kıymetli ilim adamı Orhan Şaik Gökyay’la röportaj yapmıştım. “Hocam” dedim sonunda, “Çok unvan var üstünüzde, sizi nasıl takdim edeyim?” Hoca tereddütsüz, biraz da tebessümle “Adımı iki kere söyleyin.” demişti." Bekir Fuat

Kaynak:
Share:

ÖSYM Başkanı Özer'den ALES 2018 adaylarına müjde

ÖSYM Başkanı Özer'den ALES adaylarına müjde
ÖSYM, ALES ile ilgili, aday sayısı binin altında kalan durumlarda adayları bu sayının üstünde katılımcı bulunan başka illerde sınava alma uygulamasına bu yıl için son vererek, sınavın tüm illerde yapılması kararı aldı.

Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Mahmut Özer, 2018'de Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavları'nda (ALES) "bin altı kota" uygulamasını kaldırdıklarını belirterek, ALES'in 81 ilde yapılacağını açıkladı. "Hizmetler yurdun dört bir yanına yaygınlaştırılacak."

Özer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

"2017 yılında ALES sınavlarında 'bin altı kota' uygulaması nedeniyle 2017-ALES İlkbahar Sınavı'nı 64 il, 2017-ALES Sonbahar Sınavı'nı ise 59 ilde yaptık. Bir ildeki aday sayısının binin altında olması durumunda bu adaylar, binin üstünde sınava girecek adayın olduğu komşu illerde sınava alınıyorlardı. ALES sınavları yükseköğretimde hem lisansüstü eğitim hem de akademik kadrolara başvuru yapabilmek için en kritik sınav. Bu nedenle gençlerimizin bu sınavlara erişimini artırabilmek, dolayısıyla yükseköğretime bu bağlamda erişimi desteklemek için ALES sınavlarında bin altı kota uygulamasını 2018 yılı için kaldırdık."

Bütün illerdeki adayların sınava daha kolay ulaşabilmesini istediklerini yineleyen Özer, "Bu çerçevede, hizmetlerimizi yurdumuzun dört bir yanında yaygınlaştırmak ve kolay erişilebilir kılmak için çabalıyoruz. Amacımız, hem yüksek lisans ve doktora yapmak isteyenlere hem de yükseköğretim kurumlarındaki akademik kadrolarda çalışmak isteyen tüm gençlere yardımcı olmaktır. Bu nedenle 2018 yılında, ALES'i tüm illerde yapacağız." bilgisini paylaştı.
Share:

En Popüler Yayınlar

***

Total Pageviews

Daha Güzel Türkiye İçİn!

"Erdemlerin en büyüğü bilimdir. İnsanlar erdem sahibi olmazsa, şehir ve yöneticiler de erdemli olmaz." Farabi, Erdemli Şehir

Blog Archive

ÖĞRENMEYİ SEVMEK

"Bilgiye sahip olarak doğmuş birisi değilim. Yalnızca öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum."
Konfüçyüs

"Bilgi, ahlaki hareketten kalan şeydir."
Nurettin Topçu

Translate

Link list 3

Blog Archive

Theme Support