24 Mart 2016 Perşembe

Hollanda Hastalığı Sadece Rusya'da Mı Var? Peki Türkiye?

Hollanda hastalığı (Dutch Disease), Öngörülebilir veya öngörülemez şoklar (yeni bir doğal kaynağın keşfedilmesi, herhangi bir emtianın (commodity) uluslararası fiyatının artması veya sermaye akımı) ile bir ülkenin üretim yapısının değişmesi veya üretim kaynaklarının verimli sektörlerden verimsiz sektörlere akması olarak tanımlanabilecek Hollanda hastalığı, özellikle kırılgan ekonomiler için tekrar gündeme gelmiştir [1].

Petrole dayalı Rus ekonomisinin içinde bulunduğu durum uzmanlar tarafından ‘Hollanda hastalığı’ olarak tanımlanıyor. Tek bir ürüne dayalı bu ekonomi için tehlike çanları uzun süredir çalarken Rusya’nın petrol rezervlerinin 2044 yılında tükeneceği belirtiliyor [3].

Hollanda hastalığı ani zenginleşme kaynağına kavuşan bir ekonomide mevcut üretim faktörlerinin diğer üretim alanlarından çekilip yeni kaynağa yönelmesi sonucunda toplam üretimin azalmasına denir. İlk olarak 1960'lı yıllarda Hollanda'da doğal gaz bulunması sonucunda gözlemlendiği için Hollanda Hastalığı adını almıştır. Detaylı bir araştırma olmamakla beraber işçi dövizleri ve dış yardımların da bu duruma yol açtığı söylenebilir [2]. Bu kavram, aynı zamanda kaynak laneti (resource curse) olarak da tanımlanmaktadır (Stiglitz, 2012)[1].


Şekil 1. Hollanda Hastalığının Parasal Boyutu ve Sanayisizleşme

Türkiye için Hollanda hastalığı olarak tanımladığımız “sıcak para” ve “doğrudan yabancı yatırımlarının ticarete konu olmayan sektörlere yönelmesi” (hatta buna büyük geleneksel sanayicilerin imalat sanayinden kaçışını da ekleyebiliriz) hastalığının Onuncu Kalkınma Planında “… imalat sanayiinin gelişimini destekleyen uluslararası doğrudan yatırımların artırılmasına ihtiyaç vardır” ibaresi ile teşhis edildiği görülmektedir. Söz konusu planda hastalığın tedavisi için “değer zinciri, sektörler arası entegrasyon ve KOBİ’lerin verimliliği yüksek büyük işletmelerle daha entegre çalışması” çözüm önerileri üzerinde durulmuştur[1].
Ülkemizde hem yerli büyük işletmelerin hem de uluslararası doğrudan yatırımların imalat sanayine tekrar ilgi göstermesini sağlayacak üretim yapısına geçişin gerekliliği üzerinde durulmalıdır. Bu kapsamda, 4 öneri sunulmaktadır[1]:
-Değer zincirinde bir üst basamağa sıçrama gerçekleştirmeliyiz.
-Kümelenmeye dayalı sanayi politikası sanayisizleşmeye çare olabilir.
-Sanayi kimliği olan şehirlerde dönüşüm gerçekleştirilmelidir. 
-Yatırımcıların vergi tedbirleri ile kısa vadeli rant arayışlarından uzun vadeli nitelikli üretime yönelmesi sağlanmalıdır.

Kaynaklar:
Yukarıdaki ifadelerin tamamı aşağıdaki 3 kaynaktan alıntıdır. Paragraf sonlarında ifade edilmiştir.
Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder

Live Traffic Stats